son günlerin en popüler eylem gruplarından bir tanesi genç siviller. iki yıl önce sıradışı eylemleriyle herkesin dikkatini üzerlerine çekmişlerdi. sizler hangi eylemleri yaptıklarına zaten web sitesinden ulaşabilirsiniz, ben bu yazıda onların eylem tarihinden bahsetmeyeceğim.vicdanlarını kaybediyor olmalarından bahsedeceğim.
iki yıl önceki o vicdandan yükselen söylemleri yok artık. birbirinin klonu eylemler düzenliyorlar, dillerindeki o sıradışı ironiyi artık yakalayamıyorlar ve kendilerini tekrara düşüyorlar. bir anlamda onlar artık "profesyonel eylemci". aynen yıldıray oğur'un dile getirdiği "profesyonel devrimci"lerin modifiye olmuş hali.
ilk darbeye karşı yürüyüşü (tünel->galatasaray) sanıyorum geçen sene yaza doğru gerçekleştirdiler bir çok stk ile birlikte. ve ben de o yürüyüşte en ön safta bu yürüyüşün destekçileri arasındaydım ve dahi genç sivillerin bir çok eylemine de katıldım. kurucularıyla ve çekirdek kadrosuyla da tanışıklığım ve muhabbetim var.
peki o yürüyüş ve sonraki yürüyüşlerde değişmeyen neydi? bunu bir uludağ sözlük yazarı ve genç sivil eylemlerine katılmış birisinin bana bahsettikleri şekillendirdi aslında kafamda. o eylemlerde değişmeyen şeyler var. yani "değişim" isteyenler aslında "değişmeyen" bir yapılanma içindiler. o eylemlerde eylemcilere sloganları attıran hep aynı kişi, basın açıklamasını okuyan hep aynı kişiler, o eylemlerin vitrinini süsleyen yüzler her eylemin vitrinini süsleyen yüzler.
evet bu yüzden "profesyonel eylemci" diyorum. yani bunun bir altyapısını oluşturmanın zamanı geldi ve geçiyor da. genç siviller artık bir kaç kişinin toplanıp da basın açıklaması düzenlediği günübirlik eylemler yapan bir oluşum değil. ve artık isteselerde istemeselerde kurumsallaşmaya başladılar. bir çekirdek kadroları yani profesyonel eylemcileri oluştu.
üstelik aralarında kaldığım süre boyunca gördüğüm bir başka durum daha var.
"bize herkes katılabilir, nurcu olmanız ya da ateist olmanız önemli değil." sözleri arkasından çıkan bir samimiyetsizlik ortada duruyor. sözgelimi can ataklı haklarında "aaa işte bunlar islamcı gençler" dediğinde ironinin dibine vurup o adamla dalga geçmek ya da o uludağ sözlük yazarının söylediği gibi sonraki eylemi bir camii bahçesinde düzenlemek varken, "biz islamcı değiliz" anlamına gelen savunmalara yöneliyorlar. islamcı olmak kötü bir şey mi ki "islamcı değiliz" açıklamasını yapma gereği duyuyorsunuz, yok mu aranızda hiç müslüman, nurcu, islamcı vs?
bu cidden bir müslüman açısından çok incitici bir durum.
aynı samimiyetsizlik islami çizgide yer alan bazı siyasiler ve yazarlar hakkında konuşulurken de kendini gösteriyor. söz gelimi erbakan hakkında küçümseyici tavırlara girilebiliyor "herkesin konuşmasını isteyen ve demokrasiyi destekleyen" bu oluşumda. ya da o sözlük yazarının anlattığına göre "ismet özel sadece şiir yazsın" gibi antidemokratik ve faşist söylemlere çok rahatça yelken açabiliyor bu oluşum.
özgürder'e açılan kapatma davasına gösterilen ilgisizlik de şaşırtıcı aslına bakarsanız. lambda derneği'nin kapatılmasına karşı gösterilen tepkilerde ve eylemlerde aktif rol alan genç siviller ve kendileri için oldukça ters bir durum olmasına rağmen genç sivilleri bu konuda da desteksiz bırakmayan müslümanlar, özgürder kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığında aynı desteği genç siviller'den göremediler. yoksa genç siviller sadece liberallerin mi seslerinin çıkmasını istiyor ya da arzuladığı demokratik ortamda sadece liberallere mi yer var? diğerlerine karşı olan bu ilgisizliğin sebebi aslında liberal olmayana karşı olan faşist bir tutumun mu habercisi?
yoksa liberallerin sadece liberallerin konuşmasına mı tahammülü var?
fazlasını yazmak zor değil ama ben turgay'ın ya da yıldıray'ın bu kadarından da çok ders çıkarabileceğini düşünüyorum.
umarım yanılmam.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder